27 Haziran 2009 Cumartesi

Aksini Düşün - Yaratıcı Düşün - uüşüp ıuısɹǝʇ





1,5 kilo, yani 7 tane ortaboy domates ağırlığı.... Dünyadaki bütün sorunların çözümü 1,5 kilo da... Peki bu bir buçuk kilo da neyin nesi...

Tahmin edin bakalım, aklınıza gelmediyse yukarlara bakın...
Evet, evet beyinden bahsediyorum. Sırlarını ve sınırlarını çözemediğimiz o beynimizden...

Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim, sıradan düşündüğümüzde onu kısıtlıyoruz. Dünyanın en çılgın adamlarından biri Einstein'dı ve bir çok teorisi tam 40 yıl kabul edilmedi. Fikirleri saçma bulundu, sonra ise kendisine dünyanın en zeki adamı dendi.

Dali, herkes ona deli dedi. Millet ne görüyorsa o tam tersini görüyordu. İlk önce anlaşılmadı ama sonra öyle bir ünlendi ki, daha ne diyeyim işte hepiniz biliyorsunuz Dali'yi...

Da Vinci, adam deli gibi fikir üretmiş, nerdeyse her şey için bir tasarım yapmış. Zamanının en yaratıcı adamları bile onu aykırı bulmuştu ama şimdi herkes onun dehasını biliyor, konuşuyor, müzeler açılıyor.

Daha yüzlerce örnek var bildiğim.

Sonuç olarak şunu söylemek istiyorum arkadaşlar, aksini düşünmekten korkmayın, millet Mersin'e giderken tersine gitmekten korkmayın, böyle gelmiş böyle gider demeyin, böyle gelmiş böyle gitmez deyin, başkalarının yaratıcı düşüncelerinizi saçma bulmasından korkmayın, aksine sevinin.

Benim fikirlerimi insanlar genelde saçma bulur, 3-4 ay sonra gerçekleşince de, 'Ben aslında tahmin ediyordum' gibisinden lagaluga yaparlar. Bir yerde okumuştum, 'Bir düşünce başta saçma görünmüyorsa yaratıcı değildir' diyordu. Onun için fikirleriniz saçma bulunursa doğru yolda olduğunuzu anlayın.

Hemen bu arada bir kitap önereyim, Erdal Demirkıran'ın 'Sadece Başbakan Okusun' kitabını okuyun ve zihninizde farklı açılımlar olsun.

Yaratıcılığınıza önem verin ve onu besleyin, zaman zaman bu konuda yazılar yazacağım ve yakın zamanda da bir atölye çalışması düzenleyeceğim, buradan da duyururum.

Son olarak bir hikaye ile bitireceğim,

1968'deki Mesika Olimpiyatları'na kadar bütün yüksek atlamacılar, yüzleri çıtaya dönük, vücutları paralel şekilde çıtayı geçmeye çalışıyorlardı. Böyle gelmişti ve böyle gidiyordu.

Pek tanınmamış bir atlet 'Ben ters olarak atlayacağım' dedi. Tabii ki herkes onun bu düşüncesini saçma buldu ve 'Eski köye yeni adet getirme' dedi. Bizim genç kimseyi dinlemedi ve kendi bildiğini yaparak aylarca çalıştı, sonunda bir olimpiyatta herkesin gözleri üzerindeyken koşarak çıtaya yaklaştı ve 2.24 m'lik atlayışı ile altın madalya kazandı.

Tek yaptığı, havalandıktan sonra tüm atletlerin tersine, çıtayı yüzünü değil sırtını dönmekti. Atletin adı, Dick Fosbury idi. Ve o günden sonra bu atlayış tekniği atletin adıyla anıldı.

Fosbury, insanoğlunun o güne kadar ulaşabildiği en yüksek seviyeye sıçradı. Herkesin tersine aksini düşünerek.

Şu anda bütün herkes Dick gibi atlıyor, yani ters...

Yeni Dick'ler sizsiniz, sadece biraz kurcalayın o 1,5 kiloyu...

...ɹɐlɯɐşʞɐ ıʎı

...uɐʞɐɥ